28 Ocak 2013 Pazartesi

Çekirdek

     Kimse için kendine olan saygısını kaybetmemeli insan. İnsan inandıklarıyla yaşıyo. İnsan yaşıyo da, güçlü olması gerektiğini bilmesi, tüm engelleri önüne koyuyo. Sonrasında her şey normalleşiyo. Nefret nefret üstüne biniyo. Giderek yok oluyo. Bittikçe bitiyo. Hiçbi şey bilmeyip de her boku biliyosunuz ya hani, bilmeyin insanlar. Bildiğinizi zannetmeyin. İnsanların fındıktan küçük beyinlerine büyük anlamlar yüklemeyin. Elinizden gelenin fazlasını yapmayın. Yoluna koymadığımız şeyler için birbirimizi harcıyosunuz. Çaresizlikten ölüp, ne istediğinizi bilmiyosunuz. Sizi anlamıyorum.

     Ben aptalım siz de yalancısınız. Yapraklarını dökmeye hazır bi ağaçsınız. Kimsesizsiniz. Ben erik yemek istiyorum. Canım sıkıldı biraz kavga mı etsek. Ya da en iyi yapabildiğim şey çekirdek paketinin sonunu getirmek. Ben en iyisi mutfağa gideyim. 
 
   Buzdolabının yumurtalık kısmında duran yarım limon bile daha küflenmemiş.

27 Ocak 2013 Pazar

Pazarları sevmem

   Aynı şehirden sıkılmışız da, kaçamamışız gibi. Ben bugün farklı bi şehre geldim, her şehir kendi içinde hüznü barındırıyo. Sokak kedilerinin bakışları, hüzün gibi değil mi? Dışarısı buz gibi. Bembeyaz. Ve hala kar yağıyo. Çayı demlesenize.

   Bu pazar, hazır heryer beyazken, bi kamyonet olsa da, nereye gittiğimi bilmeden arkasında mandalina yesem. Sonra araba hızlıca giderken ben arkasında uyku tulumuna girip bulutları izlesem. Yine onlara inanmasam. Bi de ocak ayı hala bitmedi. Sanki aylardır ocaktayız. Ben ocaktan hoşlanmadım, aralık ayına mı dönsek?

   Bazı şeyleri anlamak için bir kuş alıp onu gökyüzüne uçurmalıyım.

 

 

24 Ocak 2013 Perşembe

AAA YENİ YAZI

      Selamun aleyküm kankalaaar.
  Bugün geçen blog kelimesi üzerine böyle bi linkim olduğunu hatırladım ve yazmaya devam etmek istedim. Ordaaa bir blog var uzaaaktaa oo blogg benim blogumdurr girmesem dee yazmasaam daaa :Dd:D:D:DDd Tamam sapıtmıcam. Bi dakka kahvemi alıp geliyorum.
 
  Şu sıralar o kadar güzel şeyler oluyo ki. Kendimi başarının doruklarında hissediyorum. Fakat şimdi size neler olduğunu anlatmıcam çünkü anlatınca büyüsü kaçar derler ya, öyle bişi. Tek sıkıntım bütler şu sıra; bir dilek hakkım olsa ülkemizde olmayıp da var gibi görünen tüm hak hukuk kitaplarını yok ederdim. Neyse sınavlardan bahsedip içimi karartmak istemiyorum. Bugün uzun bir aradan sonra evimde bir gün geçirdim. Kahve içip müzik dinledim, kahve içip müzik dinledim. Plaklara hala aşığım. Bi ara dvd'ye tarık akan- gülşen bubikoğlu filmlerinden birini takıp tarık akana tekrar hayran kaldım. Bilmem kaçıncı izleyişim, hala ilk kez izliyomuşum gibi sempatik geliyolar. Ayrıca anneannemle dedemi arayıp seslerini duydum, bi de çiçeklerle konuşmaya başladım. Sanırım iyice sıyırıyorum, üzgünüm ama dede olmak istiyorum.

  Ayrıca sizin yapmacıklığınızı neyse küfür etmicem. İnsanları sevemiyorum. İnsanlar iyi değil. Bazı şeyler yok olmuş bitmiş bende. Değerler yitmiş, insanlar seviyesizleşmiş. Missbonnus çevresinde olup bitenleri izlerken göt gibi kalıp nolduğunu idrak etmeye çalışmış. Olmayıp da var gibi görünen hislerimin, duygularımın yerini kamyoncular almış. Ne ara bu kadar hissizleştim bilmiyorum ama iyi de olmuş.

   Ben şimdi dalga seslerini dinlemek için sahile iniyorum. Gelmek isteyen?

   Not: Çıkarken çöpü dökmiycem anne.

10 Temmuz 2012 Salı

Başlık


   İstesem de kış mevsimini sevemiyorum. Yağmurda ıslanmayı da sevmiyorum, kartopu oynamayı da. Zaten kardan adam yapmak kadar saçma bi olay yok yani. O kadar uğraşıyosunuz enayi gibi. Ne zevk alıyosunuz bilmiyorum.

   Kayak yapan insanlar da kendilerini entel sanmıyosa bi daha kokoreç yemek nasip olmasın. Dağın tepesine  çıkıp iniyosun alt tarafı, neyin tribindesin yani. Ayrıca biri yüzüme kartopu atarsa benim burnum kızarır sümüklerim akar.

   Yağmuru evden izlemeyi seviyorum. Elimde kahvemle camdan dışarı bakıp yağmur sesini dinleyip huzur bulmayı seviyorum. Ama öyle dışarı çıkmaya gelemiyorum. Yok sevgilimle el ele yürüyeyim romantiklik olsun falan. Öyle romantiklik mi olur ya saçım başım dağılır benim makyajım akar. Onun yerine alın sevgilinizi yanınıza birlikte patates kızartın derim. Zira en büyük mutluluk olabilir.

Dipnot

 
   Her zaman güçlü olmak zorunda olmayı sevmiyorum. Her elime attığım işi yapmayı sevmiyorum. İnsanların benden bi şeyler beklemesini sevmiyorum.

   Sarılmayı seviyorum. Huzuru seviyorum.
   Huzur olmak istemiyorum. Birileri huzur olsun istiyorum. Bencil olmak istiyorum.

   Çok şey istemiyorum.
 

8 Temmuz 2012 Pazar

Kahvaltıda Karpuz Yemek


   Düzgün bir beslenme programı olan bir insan değilim. Kaldı ki önümüzdeki ay ne yapsam diye plan yaparak bu ayı kaybetmeyi seven bir ayı da değilim. Bu yüzden yediklerime içtiklerime çok dikkat etmiyorum. Zaten hiç de sevmem diyet yapan insanları. Yani neyi seviyosam ya da canım o an neyi istiyosa onu yiyorum.

   Kahvaltıda sucuklu yumurta, öğle yemeğinde sarma üzerine çiğköfte akşam ise kokoreç yediğim günler çok oluyo.  Ama herhalde en büyük çılgınlığımı geçen gün yaptım:
   'Kahvaltıda karpuz yemek'
   Evrene nah çekme tarzı olarak nitelendiriyorum bu çılgınlığımı. Ha bi de son dönemlerde etkisini iyice artıran sıcaklara tepki olarak da değerlendirilebilir.
 
   Sıcaklar demişken son günlerde yukardan birileri 'sen yanmazsan ben yanmazsam biz yanmazsak nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa' dercesine bir hava akımı gönderiyor bizlere. Samimiyetsizliğin en üst noktası da sıcak esen rüzgardır şüphesiz. Neyse çarpılmadan yazımı tam....

4 Temmuz 2012 Çarşamba

Hayat Kısa Kuşlar Uçuyo.

   Her insan gibi şarkılardan etkilenen bi bünyem var. Hayatımdan çok önce çıkmış şarkılar bazen öyle anlarda kulağımda yankılanıyo ki, hassiktir at kafası diyorum. Anne yine bana kızacaksın ama sana kaç kere karıştırma yazılarımı dedim. Seni seviyorum büyük papatya prenses. Neyse. Öyle bi müzik bağımlılığım var ki rüyamda bile konser verir oldum. Her akşam alevli şortumu giyip kumsalda akdeniz akşamlarını çalıyorum xD Tamam tamam ben zurna değilim ciddi olabilirim. Jimi Hendrix'e aşık olduğumu bilirsiniz herhalde. Takıntı derecesinde. Erkeğim benim.

   Kızlar yaz aylarında seksi olma olayını çok yanlış anlıyosunuz. Platform topuklu ayakkabılar kendinizi seksi sanmanız için yok. Onu giyince seksi olduğunuzu düşünmeyin derim. Seksilik o değil. Bu arada platform topuk giyebilecek biri değilim. Bez ayakkabılar benim işim. Zaten 15 cm fazlaya ihtiyacım da yok. Ay ben düşerim.
 
   Lisede kızlar tarafından çok sevilen biri değildim. Ama şöyle bi şey var ki o zamanlar bana uyuz olup hala şu satırları okuyan çok kız var. Kıskanç mısın? Allah başka dert vermesin.
 
   Sürekli mesajlaşmak isteyen sevgiliyle imkanı yok olmaz.

   Belki inanmayacaksınız ama aşk filmlerini çok seviyorum.

   Bi van kedisi aldım. İsim olarak Davlumbaz, Çaydanlık, Ispanak ve Mantar'da kararsız kaldım ve sonunda Mantar'da karar kıldım.

   Aşk acısının temmuzda çekileceğine inancım yok.

   Az önce artık eriğin bittiğiyle ilgili tweet okudum ve sırf bunun için oturup ağlayabilirim.

   Son bir haftada herkese değer verilmemesi gerektiğini tekrar öğrendim.

   Ailesine bağlı erkeklere sıcak bakıyorum.

   Ananası hep çok zenginler yer sanıyodum. Markette ucuz olduğunu görünce şaşırmıştım.
 
   Ne Melisler tanıdım çok çirkin, ne Rukiyeler tanıdım çok güzel. Hayat zor.

   Geceleri çok eğlenebilen insanları severim.

   Kaybedenler Kulübü müziklerini hala çok seviyorum.

   Artık sprite'lara biri ağzını yalamıştır diye kötü gözle bakıyorum.

   Siyahı çok seviyorum.

   İnsanlardan intikam almaya gerek bile duymam.

   Ve birazdan denizin serin sularına kendimi bırakıcam, kıskanmaya başlayabilirsin. Ama seni sevdiğimi unutma sevgili okur. Ha bi de aşık olma.

   Bu arada aklıma gelmişken aranızda bi tarafına kaş göz çizse benden daha güzel olacağını savunan tatlı kızlarımız varmış. Onlara da buradan selam göndermek istedim.