16 Aralık 2013 Pazartesi

Başlık gibi başlık

        Merhaba canımlaaaarr :* Uzun zamandır görüşemiyoruz. Beni özlediniz mi bilmiyorum ama özlemiş olun yoksa size 'kutsal toprak' dinletirim :Dd:Ddd  "Tabiki çok özledik yaaaa" dediğinizi duydum arkadaşlar çok teşekkürler. Canınızı yerim. Şaka şaka banane sizin canınızdan be.
 
      O değil de kendimi bi twitterdan soyutlayayım dedim, 2bin takipçili hesaplar 70-80 bine çıkmış vay arkadaş. Mizah akıyo resmen :Dd:dD:D Yıllar önce doksan kere yazılmış şeyleri evirip çeviriyip yazıyonuz hll spr dvm :Dd:D:dD Her neyse bu da bi dip not olmuş olsun.

    Şu sıralar ihtiyacım olan tek şey cümlesinin sonunu tamamlayabilsem keşke. 'Canım bi şey istiyo ama ne' cümlesi hayatımın odağı olmaya başladı ve bu durumdan oldukça rahatsızım. Hayatımın fon müziği stairway to heaven olmuş, o kadar hüzünlü moda girmişim ve ben kalkıp bir şeyler yapmak yerine tüm gün kahve içip akşam olunca da kanal 7de kemal sunal filmlerini izliyorum. Ama cennet mahallesi de olsa da kesin izlerdim :d

    Hayatlarında tek olayları karı kız ve iddaa oynamak olan erkekler dışındakiler bi sağ tarafa ayrılabilir mi? O erkekleri iyi seçip bulup bağrınıza basın kızlar. Olum adam gelmiş 23 yaşına hala hap ot kafası yaşayıp feysbukta yusuf hayaloğlu falan paylaşıyor yaa tövbe yarappiiiiiiiiiiii

Ay neyse bu konuyu sonrasında uzun uzadıya yazarım fekat şimdi gidiyorum pirinç ıslatıp pilav yapiciiim kankitolar kornişon turşu getireni nohut yemeye beklerim. Son olarak hayatta hiçbi sorumluluğu olmayan insanlardan uzak durun günahınızı bile vermeyin hatta yani hiç gerek yok Gökçe demişti dersiniz. Hadi bana afiyet olsun eyvolleeee

6 Şubat 2013 Çarşamba

Eksi

Birileri birilerine hep fazladır deriz de
Aslında kimse kimseye fazla değil
Birileri eksik
Eksi
Erken gelinmişlikler ve geç kalınmışlıkların ortası yok
Zaman sandığından daha hızlı ilerlerken
Bencillik sizi ele geçirmeye devam ediyo
Kaybetmek basit
Ve hayatta vazgeçmek kadar kolay bi şey yok
Kolayı sevmeyin, ice tea yoksa da nestea için
Mümkünse şeftalili olsun


Hatta siz hayatı değil de, gururu tesbih yapıp sallayın

5 Şubat 2013 Salı

Yayın başlığı

     Size bir önerim var. Uzun zamandır görmediğiniz biri varsa onla görüşün. Ben bugün epeydir görmediğim biriyle vakit geçirdim de, inanın çok mutlu olacaksınız.

Şimdi bugünden notlara geçiyorum:

-Aldığımız nefesi önemsemiyoruz, yutkunamadım ve bunun değerini anladım.
-X kişisi seni değersiz hissettiriyorsa onu çöpe at.
-Aynı kaşıkla sütlü tatlı yiyebileceğim insanı arıyorum.
-Herkesin birbirine değer vermesini beklemem yanlışmış.
-Sabahında herşeyin olan insan büyük ihtimalle yarın hayatında olmayacak.
-Toplu taşıma araçlarında annesinin kolunda uyuyakalmış çocuklar çok masum.
-Çikolata yemeden bi gün geçirmiyomuşum.
-Vazgeçilmeyen insan yoktur, çay vardır.
-Metrobüs yokken ben napıyomuşum?
-14 şubatta jelibon kabul etmeye karar verdim.
-Kendimi zeki hissettiğim kadar da aptal hissederek ironide çığır açıyorum.

4 Şubat 2013 Pazartesi

Birtakım şeyler

     Beyler, bayanlar, merdivenden kayanlar! Sizlerle süpper bi şeyi paylaşmak için burdayım; sonunda Gökçeniz araba kullanmayı öğrendi!
     4 gündür süren yorucu temponun ardından hala durmadan araba kullanmak istiyorum. Allahını seven üzerime ehliyet atsın. Parası neyse vermeye hazırım. Vosvos almama son bir adımım kaldı.

    Babam bana 3 kilo muz almış, çok mutluyum. Kedim tüy dökmeye başladı, mutsuzum.

    İstanbul bazı insanlar için su içmek gibi.

    Bugün de birini unutmak için başkasıyla ilişkiye başlama mantığını anlamadım.

    İnsanlar hala intikam diye bir şeyle vakit kaybediyolar, salaksınız.
 
    Ve ben sürüden o kadar ayrılmışım ki, yolumu kaybetmekten korkuyorum. Belki de kaybettim.

   
    "Dün gece masada unuttuğun kek gibi kararlı olsan, onun gibi kuru demiyorum ama hiç değilse bir işe yara"

29 Ocak 2013 Salı

Neden her yazının başlığı var?

    Giden sevgiliye değil de, eve sipariş ettiğim lahmacundan limon çıkmadı diye hüzünlendim bugün. Yarın büte girecek olan ben değilmişim gibi, bi güne ne sığdırabilirsem her şeyi yapıyorum. Evde yalnız kalıcam 2 gün, yetmezmiş gibi bi de televizyonu bozdum. Mutluyum, çünkü yıllardır aşık olduğum rastayı sonunda kendime yaptırdım. Hemen korkmayın, komple değil tabii ki. Rastacı da dedi, komple yapmayayım ya yazık olur saçlarına diye. Dinledim onu. Aralara yaptırdım. Ayrıca yemek yapmayı öğrendim. Artık makarnadan farklı olarak iki üç çeşit yemek yapabiliyorum. Dün kendime bi sofra kurdum, tek tabak yalnızlık muhabbetleriyle dalga geçerdim ama insan bi su bardağı çıkarınca garip oluyomuş. Sanırım büyüyorum.
O kadar üşengecim ki, iki odalı evde yataktan kıçımı kaldıramadığım için çişimi tutuyorum. Bi de yeni saksı çiçeği almaya karar verdim. 2 tane.

   Kısa kesecektim ama aklıma gelmişken, kendini birilerinden üstün tutmaya çalışan insanlardan nefret ediyorum. 20 yaşını geçmiş, koca koca kadınlar adamlar olmuşsunuz da, şu olayı bi anlamamışsınız. Üstünlük taslamayı hobi haline getirmişsiniz de, küçük beyinlerinizi büyütmemişsiniz. Neyse, artık ders çalışmalıyım. 30 dakika kitap elimde durabilirsem ne mutlu bana.
   
   Ve bu kadar okumuşken, küçük sürprizler aslında en büyük sürprizler, bunu unutma.

   


    

28 Ocak 2013 Pazartesi

Çekirdek

     Kimse için kendine olan saygısını kaybetmemeli insan. İnsan inandıklarıyla yaşıyo. İnsan yaşıyo da, güçlü olması gerektiğini bilmesi, tüm engelleri önüne koyuyo. Sonrasında her şey normalleşiyo. Nefret nefret üstüne biniyo. Giderek yok oluyo. Bittikçe bitiyo. Hiçbi şey bilmeyip de her boku biliyosunuz ya hani, bilmeyin insanlar. Bildiğinizi zannetmeyin. İnsanların fındıktan küçük beyinlerine büyük anlamlar yüklemeyin. Elinizden gelenin fazlasını yapmayın. Yoluna koymadığımız şeyler için birbirimizi harcıyosunuz. Çaresizlikten ölüp, ne istediğinizi bilmiyosunuz. Sizi anlamıyorum.

     Ben aptalım siz de yalancısınız. Yapraklarını dökmeye hazır bi ağaçsınız. Kimsesizsiniz. Ben erik yemek istiyorum. Canım sıkıldı biraz kavga mı etsek. Ya da en iyi yapabildiğim şey çekirdek paketinin sonunu getirmek. Ben en iyisi mutfağa gideyim. 
 
   Buzdolabının yumurtalık kısmında duran yarım limon bile daha küflenmemiş.

27 Ocak 2013 Pazar

Pazarları sevmem

   Aynı şehirden sıkılmışız da, kaçamamışız gibi. Ben bugün farklı bi şehre geldim, her şehir kendi içinde hüznü barındırıyo. Sokak kedilerinin bakışları, hüzün gibi değil mi? Dışarısı buz gibi. Bembeyaz. Ve hala kar yağıyo. Çayı demlesenize.

   Bu pazar, hazır heryer beyazken, bi kamyonet olsa da, nereye gittiğimi bilmeden arkasında mandalina yesem. Sonra araba hızlıca giderken ben arkasında uyku tulumuna girip bulutları izlesem. Yine onlara inanmasam. Bi de ocak ayı hala bitmedi. Sanki aylardır ocaktayız. Ben ocaktan hoşlanmadım, aralık ayına mı dönsek?

   Bazı şeyleri anlamak için bir kuş alıp onu gökyüzüne uçurmalıyım.